Dev Markaların Şaşırtıcı Geçmişi: Günümüzde Evimizde Yer Edinen Markaların Ürettiği İlk Ev Aletleri

Evimizdeki beyaz eşyadan teknolojik aletlere kadar birçok büyük markanın geçmişte ilk ürettikleri ev aletlerinin ne işe yaradığını biliyor muydunuz?
Sabah uyanıp kahve makinesinin düğmesine bastığımızda, buzdolabından kahvaltılıkları çıkardığımızda yada akşam televizyonun karşısına geçtiğimizde, kullandığımız cihazların arkasındaki dev markaların geçmişini öğrenmek istediğimiz olmuştur.
Teknoloji devlerinin garajlarda, ufak atölyelerde ve bambaşka sektörlerde başlamış olan hikâyeleri, bugünkü konumlarına gelmek için ne kadar uzun ve garip yollardan geçtiklerini gözler önüne seriyor.
Sony’nin ilk hüsranı: Elektrikli pirinç pişirici
Bugün oyun konsolları, televizyonları ve kulaklıkları ile tanıdığımız Japon devi Sony aslına bakarsak yola bir başarısızlıkla çıkmıştı. Firmanın kurucusu Masaru Ibuka, İkinci Dünya Savaşı sonrasında halkın en temel ihtiyacına yönelik bir ürün geliştirmek istedi ve ahşap bir kovadan bozma elektrikli pirinç pişiriciyi tasarladı sadece bu cihazın fazlaca büyük bir problemi vardı. Pirinçleri ya lapa yapıyor ya da tamamen yakıyordu.
Piyasaya sürülemeyecek kadar tutarsız çalışan bu alet, Sony’nin (o zamanki adıyla Tokyo Telecommunications Engineering) teknoloji dünyasındaki ilk adımı olsa da ticari bir ürün hâline gelememişti. Gene de bu başarısızlık, markanın mühendislik tutkusunu ateşleyen kıvılcım oldu.
Samsung’un kurutulmuş balıktan televizyona yolculuğu

Cenup Koreli teknoloji devi Samsung’un hikâyesi ise elektronik aletlerden fazlaca daha uzak bir noktada, besin ticaretiyle başladı. Marka ilk kurulduğunda Çin’e kurutulmuş balık ve noodle ihraç eden bir tecim şirketiydi sadece markanın evlerimize giren “ev aleti” kategorisindeki ilk ciddi adımı kuruluşundan seneler sonrasında, 1969 senesinde kurulan Samsung Electronics ile atıldı.
Firmanın ürettiği ilk gerçek elektronik ev aleti, P-3202 model koduna haiz siyah-beyaz bir televizyondu. O dönemde noodle ve balık satarak ana para biriktiren şirket, bu siyah-beyaz tv ile bugün cebimizdeki telefonlardan mutfağımızdaki akıllı buzdolaplarına uzanan imparatorluğun temelini atmış oldu.
Philips ve dünyayı aydınlatan ilk adım

Hollanda kökenli Philips, bugün airfryer’lardan tıraş makinelerine kadar sayısız ufak ev aletiyle hayatımızı kolaylaştırsa da firmanın kökleri kelimenin tam anlamıyla “aydınlık” bir fikre dayanıyor. Gerard Philips ve babası Frederik, 1891 senesinde Eindhoven’da ufak bir yapınak kurarak işe koyulduklarında tek bir hedefleri vardı… Karbon filamanlı lambalar üretmek.
O dönemde elektriğin evlere yeni yeni girmeye başlamasıyla beraber Philips, ürettiği ampullerle Avrupa’nın en büyük üreticilerinden biri hâline geldi. Markanın bugün bildiğimiz ev aletleri sektörüne girişi ise bu ampullerden kazanılmış olduğu deneyim ve ana para yardımıyla gerçekleşti. Şu demek oluyor ki mutfağınızdaki o son model Philips cihazın atası, aslına bakarsak yüz yıl öncesinin kolay bir ampulüdür.
LG’nin kozmetikten elektroniğe geçişi

Cenup Kore’nin bir öteki devi LG’nin hikâyesi de oldukça şaşırtıcı detaylar barındırıyor. Şirket aslına bakarsak “Lak-Hui” (Lucky) adıyla bir kozmetik şirketi olarak kuruldu ve ilk ürünü “Lucky Cream” isminde bir yüz kremiydi sadece firmanın kurucusu Koo In-hwoi, krem kapaklarının kırılganlığından rahatsız olup plastik işine girince işin rengi değişti. Plastik üretimindeki başarısı, şirketi GoldStar adıyla elektronik sektörüne itti.
LG’nin (o zamanki adıyla GoldStar) ürettiği ilk ev aleti ise Kore’nin ilk yerli radyosu olan A-501 modelidir. Kozmetik kremlerinden ve plastik kapaklardan yola çıkan marka, bu radyo yardımıyla ülkenin elektronik sanayisinin öncüsü oldu ve zaman içinde bugün bildiğimiz beyaz eşya devine dönüştü.
Panasonic ve kolay bir prizin yarattığı imparatorluk

Japon teknolojisinin bir öteki devi Panasonic, bugün televizyonlardan piller ve klimalara kadar geniş bir yelpazede üretim yapsa da firmanın temelleri evindeki fazlaca kolay bir ihtiyaca dayanıyor. Kurucu Konosuke Matsushita, 1918 senesinde hemen hemen 23 yaşlarındayken kiraladığı iki kattan oluşan ufak bir evde, o zamanlar büyük bir problem olan aydınlatma ve elektrikli alet kullanımını aynı anda çözmek için “ikili priz çoğaltıcı” tasarladı. O dönemde evlerde çoğu zaman tek bir lamba duyu bulunuyordu ve insanoğlu ütü yapmak istediklerinde ampulü sökmek zorunda kalıyordu.
Matsushita’nın geliştirdiği bu kolay adaptör, hem ışığın yanmasını hem de elektrikli aletin çalışmasını sağlayarak büyük bir başarı elde etti. Bugün teknoloji devleri içinde yer edinen Panasonic’in imparatorluğu, aslına bakarsak insanların yaşamını kolaylaştıran bu küçücük plastik parça üstüne kuruldu.
Sharp’ın ismine esin veren mekanik kalem

Tv ve ekran teknolojileriyle tanıdığımız Sharp markasının kökeni, elektronik dünyasından tamamen bağımsız bir icada dayanıyor. Firmanın kurucusu Tokuji Hayakawa, 1915 senesinde hemen hemen metal tokalar üretirken “Ever-Ready Sharp Pencil” adını verdiği bir mekanik kurşun kalem buluş etti. Bu kalem, devamlı sivriltilme derdi olmayan ve ucu hep sivri kalan mekanik bir yapıya sahipti.
İcat o denli başarı göstermiş oldu ki şirket adını bu “keskin” (Sharp) kalemden aldı sadece 1923 yılındaki büyük Kanto Depremi fabrikayı yerle bir edince, Hayakawa iş modelini değiştirerek o devrin yükselen trendi olan radyolara yöneldi. Şu demek oluyor ki marka aslına bakarsak adını ve sermayesini bir kalemden alıyor.
Bosch ve ilk yuvarlak buzdolabı

Alman mühendisliğinin sembolü olan Bosch, aslına bakarsak yola otomotiv sektörü için ateşleme sistemleri üreterek çıkmıştı sadece firmanın kurucusu Robert Bosch, değişen teknolojinin yalnız fabrikalarda yada otomobillerde değil, evlerin içinde de olması gerektiğine inanıyordu. Bu vizyonla hareket eden marka, 1933 senesinde Leipzig Bahar Fuarı’nda ilk elektrikli ev tipi buzdolabını tanıttı sadece bu buzdolabı, bugün mutfaklarımızda gördüğümüz dikdörtgen prizma şeklindeki dolaplardan fazlaca farklıydı. Tamamen yuvarlak bir tasarıma sahipti ve ortalama 60 kilogram ağırlığındaydı.
Kapasitesi bugünküler kadar geniş olmasa da gıdaları taze tutma kabiliyetiyle o dönem için bir devrim niteliğindeydi. Bosch’un buzdolaplarıyla başlamış olan ev aletleri serüveni, markanın “Yaşam için teknoloji” sloganının da temelini oluşturmuş oldu.
Arçelik’ten Türkiye’nin ilk çamaşır makinesi

Listemizi yerli bir markayla tamamlayacak olursak, Türkiye’de beyaz eşya denince akla gelen ilk markalardan olan Arçelik’in hikâyesi de oldukça garip. 1955 senesinde Vehbi Koç ve Lütfi Zirve tarafınca kurulan şirket, Türkiye’nin sanayileşme hamlesinin en mühim hareketlerinden biri oldu. Markanın evlerimize giren ve yerli üretim olmasıyla bir dönüm noktası yaratan ilk ürünü, 1959 senesinde üretilen çamaşır makinesiydi.
O zamana kadar çamaşır makineleri yalnız ithal edilebilen ve fazlaca azca kişinin ulaşabildiği lüks ürünlerken, Arçelik bu durumu değiştirerek teknolojiyi Türk evlerinin standardı hâline getirdi. Derhal bir yıl sonrasında 1960’ta ürettikleri ilk buzdolabı ile de mutfaklardaki yerini sağlamlaştırdı ve nesiller boyu sürecek bir marka sadakati oluşturdu.
Peki sizce en etkisinde bırakan sektöre giriş hikâyesi hangi markada? Düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.



