Sinema

Temel İçgüdü Filmindeki Meşhur Sahnenin Felsefi Analizi

90’lı yılların en ikonik filmlerinden Temel İçgüdü filmindeki bacak bacak üzerine atma sahnesinin, birazdan okuyacağınız şekilde yorumlanabileceği fikri, insana ister istemez ‘garip’ geliyor.

Pek fazlaca film, bir tek bir film’den ibaret değildir. Bazı filmler ise film kılığına bürünmüş birer düşünce, moda akımı ya da reklamdır. Şimdi gelelim o efsaneleşmiş sahnenin analizine…

Bu sahneyi Panoptik (Panoptik: Görülmeden gören hükmedici iktidarın bakışı) bakış fenomeni üstünden ele alırsak, karşımıza 2 değişik görüş çıkıyor.

1. Klasik Feminist görüşe nazaran burada nesne olan, bakışların üstünde toplandığı Sharon Stone’dur:

Şu demek oluyor ki o bakılan, dolayısıyla mağdur olandır. Bakışın sahibi olan adam ise, iktidarı temsil ediyor. Adam bakışı bayanı nesneleştirmiş oluyor. Nitekim Foucault’un Panoptik bakışa ilişkin yapmış olduğu yorumlar da bu yönde. Bakışın sahibi özne olurken, bakılanın nesneye dönüşmesi iktidar ilişkilerini de belirlemiş oluyor. Öznenin iktidarı bayanı kurban pozisyonuna sokarken, adam ise muktedir bir göz olarak tanrılaşıyor. Kısacası; kazanan ve kârlı çıkan, bakan taraf oluyor.

Temel İçgüdü Filmindeki Meşhur Sahnenin Felsefi Analizi

2. Lakin filmin, Sharon Stone ve polisler içinde gerçekleşen bu sahneyi yorumlarken tam tersi istikamette bir yol izlediğini belirtmek de yanlış olmaz:

Şu sebeple sahnenin okunuşu, tamamen Lacan’cı bir Panoptik bakış yorumuna götürüyor bizi. Şu demek oluyor ki burada özne erkekler değil, hanım olmuş oluyor. Bakılan şahıs, bakışları üstünde toplamış olduğu ve esas önemlisi bakışa yön verebildiği için, iktidarı ele geçiriyor. Adam, kadının cinsel çekiminin egemenliği altında yönlendirilen olup nesneye dönüşürken, tüm iktidarını da kaybediyor. Bakan, kurban haline dönüşüp iktidarsızlaştıkça, bakılanın konumu da sağlamlaşıyor.

Temel İçgüdü Filmindeki Meşhur Sahnenin Felsefi Analizi

Şu demek oluyor ki Temel İçgüdü, klasik Feminist söylemi ve Foucault’un yorumunu yerle bir edip, Lacan’a göz kırpıyor. İktidar ilişkilerini okurken bakışın sahibini kurban duyuru ederek, tüm erki bakılana teslim ediyor. Sharon Stone’un sakin tavırları, konuşmayı kendi arzuladığı şekilde yönlendirmesi, polislerin paralize olmuş halleri ve tüm iktidarlarını yitirerek gitgide belirgin bir halde düşüşleri ile birleştirildiğinde; en sonunda, (bakılanın ‘galip’ ayrılmış olduğu bu karşı karşıya gelme) bakmak mevzusuna Lacan’cı bir yorum olarak okunmayı mümkün kılıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu