Adrenalini Damarlarınızda Hissettirecek Filmlerdeki Nefes Kesen Yarış Sahneleri

Otomobil ve yarış temalı filmlerde olağanüstü yarış sahneleri de sık sık görüyoruz. Sizin için izlerken adrenalini damarlarınızda hissettirecek en iyi yarış sahnelerini derledik.
En sevilen film türlerinden biri de asla şüphesiz otomobil ve yarış temalı yapımlardır. Beyazperde dünyası, onlarca senedir hız tutkunlarını ekran başına kilitleyen, adrenalini damarlarımızda hissettiren unutulmaz yarış sahnelerine ev sahipliği yapıyor. Bir tek motor seslerinin değil, bununla birlikte kurgunun, ses tasarımının ve görsel efektlerin de zirveye ulaşmış olduğu bu görüntüler hakkaten de etkisinde bırakan olabiliyor.
Ikimiz de bu içeriğimizde beyaz perde tarihinde yer edinmeyi başarmış, izlerken âdeta nefesinizi kesecek en iyi yarış sahnelerinden bazılarını derledik. Bu sahnelerin her biri beyaz perdenin büyüleyiciliğini seyirciye hatırlatmayı başarıyor.
Ford v Ferrari Le Mans 66 finali
Ken Miles’ın Ford GT40 ile pistin tozunu attırdığı 24 Saatlik Le Mans yarışı, motor sporları tarihinin en gerçekçi tasvirlerinden biridir. Christian Bale’in yaşam verdiği Miles’ın, “7000 RPM” felsefesiyle aracıyla bütünleştiği o anlarda, teknik detaylar ve hızın yarattığı baskı muhteşem bir halde işlenmiş. Film, yalnız iki otomobilin yarışını değil, mühendislik dehasının ve saf sürüş isteğinin kurumsal dünyaya karşı verdiği savaşı da gözler önüne seriyor.
Rush filmindeki yarış sahneleri
James Hunt ve Niki Lauda arasındaki zamanı rekabeti mevzu alan Rush, bilhassa yağmurlu hava koşullarındaki yarış sahneleriyle hafızalara kazındı. Formula 1 araçlarının o dönemdeki tehlikeli ve ham gücü, Ron Howard’ın yönetmenliğinde oldukça pişmemiş ve sarsıcı bir halde yansıtılıyor.
The Fast and the Furious: Tokyo Drift
Serinin en fazlaca konuşulan filmlerinden kabul edilen Tokyo Drift, “drift” kültürünü ana akım beyazperdeye taşıyan yapım oldu. Bilhassa filmin finalindeki “Touge” isminde olan dağ yolundaki iniş yarışı, dar virajlarda meydana getirilen drift manevralarıyla görsel bir şölen sunuyor. Bu gerilmiş savaşım, hızın yalnız düz yolda basmak değil, araca ne kadar hakim olunduğuyla ilgili bulunduğunu kanıtlar özellikte.
F1 filmindeki yarış sahnelerinin hepsi
Joseph Kosinski, sahneleri ergonomik olarak çekmeyi seven bir yönetmen. F1 filmimizde de bunu yapmıştı ve hatta hakkaten bir F1 yarışından görüntüler bile çekmişti. Filmdeki yarış sahneleri de Formula 1 yarış pistlerinde çekildi. Bilhassa de IMAX’te izlediyseniz kendinizi bir F1 pistinin içindeymişsiniz şeklinde hissettiren bir filmdi.
Gran Turismo Le Mans yarışı
Bir simülasyon oyuncusunun ustalaşmış bir yarış pilotuna dönüşme öyküsünü özetleyen Gran Turismo, bilhassa “yarış çizgisi” görselleriyle fark yaratıyor. Baş karakter Jann Mardenborough’un pistteki araçları birer oyun objesi şeklinde görmesi ve o hıza adapte oluşu, çağıl çekim teknikleriyle etkisinde bırakan bir halde aktarılmış.
Le Mans (1971)
Steve McQueen’in başrolünde olduğu bu film, bir beyaz perde yapıtından ziyade bir “yarış belgeseli” tadındadır. Filmin bilhassa başlangıç ve yarış anları, diyalogdan ziyade saf motor seslerine dayanır. Zamanına bakılırsa mükemmel bir yarış deneyimini seyirciye yansıtmayı başarıyor. Başlangıç sekansı da bunun en iyi örneği.
Days of Thunder
Tom Cruise’un gençlik yıllarında imza attığı bu NASCAR temalı yapım, Darlington Yarışı şeklinde adrenalini altına kadar yaşamanızı elde eden sahnelere haiz. Yüzlerce beygirlik araçların birbirine santimlerle ölçülecek mesafelerde iyi mi savaşım ettiğini en iyi şekilde göstermeyi başarıyor.



