Akademisyenler Suni Zekâya Tepkili: “ChatGPT’yi Bir Uçurumdan Aşağı Atmak İstiyorum”

Pek oldukca üniversite öğretmeni ve akademisyenler, günümüzde öğrencilerin ödevlerini ve araştırmalarını suni zekâya yaptırıyor olmasına tepkili. Peki bu tepkinin arkasında temel olarak hangi nedenler yatıyor?
Birçok üniversite öğretmeni, öğrencilerin suni zekâya giderek daha çok bağımlı hâle gelmesi sebebiyle eleştirel düşünmenin yok olabileceği endişesinde.
Akademisyenler, bilhassa beşerî bilimlerde, suni zekânın eğitim sistemini kökten değiştirdiğini ve öğrencilerin kendi düşüncelerini üretme becerisini zayıflattığını söylüyor.
Öğrenciler düşünmek yerine suni zekâya mı gidiyor?
Lea Pao adlı Stanford Üniversitesi edebiyat profesörü, öğrencilerini suni zekâdan uzaklaştırmak için alışılmadık yöntemler deniyor. Şiir ezberletmek, öğrencileri gerçek sanat eserlerini görmeye göndermek ve sınıfta sözlü anlatımlar yaptırmak bunlardan bazıları.
Sadece kimi zaman bu yöntemler bile işe yaramıyor. Pao’nun verdiği bir ödevde öğrencilerden bir müzede bir tabloyu 10 dakika inceleyip deneyimlerini yazmaları istendi. Bir talebe şaşırılmayacak bir halde oldukca “kusursuz” fakat ruhsuz bir metin teslim etti. Pao ise oldukca geçmeden öğrencinin müzeye gittiğinde kapalı bulunduğunu fark edip metni suni zekâya yazdırdığını ortaya çıkardı.
Akademisyenler alarm veriyor

Birçok profesör, öğrencilerin suni zekâyı düşünmenin yerine koymaya başladığını söylüyor. Bazıları bu durumun üniversite eğitiminin anlamını bile sorgulattığını belirtiyor.
Dora Zhang adlı Berkeley profesörü, mevzunun artık bir tek “kopya çekme” meselesi olmadığını söylüyor:
“Artık suni zekâyı bilimsel niteliği olan dürüstlük değil, varoluşsal bir sorun olarak konuşuyoruz. Bu teknoloji insan türünü iyi mi değiştiriyor?”
Bazı akademisyenlerin tepkisi ise oldukça sert. Bir profesör e-postasında suni zekâ için “Hayatımın belası” derken, bir başkası “ChatGPT’yi bir uçurumdan aşağı atmak isterim” ifadelerini kullandı.
Öğretmenlerden suni zekâya karşı yeni yöntemler

Öğretim üyeleri, öğrencilerin suni zekâ kullanımını sınırlamak için değişik yollar deniyor:
- Sözlü sınavlar
- El yazısı defterler
- Ders içi tartışmalara dayalı notlandırma
- Öğrencilerin emek harcama sürecini özetleyen “şeffaflık raporları”
Bazı öğretim üyeleri ise ödevlere “brokoli” ya da “Yakarış Lipa” benzer biçimde rastgele kelimeler ilave ederek suni zekâ kullanan öğrencileri yakalamaya çalışıyor.
Anketlere gore öğrencilerin ortalama %92’si okul çalışmalarında suni zekâ kullandığını kabul ediyor. Bundan dolayı gelecekte üniversitelerde suni zekânın yazdığı ödevleri gene suni zekânın değerlendirdiği bir sistem oluşabileceği konuşuluyor.
Kim bilir aslolan sual artık şu… Suni zekâ ne yapabilir değil, biz insan olarak düşünmeyi ne kadar sürdürmek istiyoruz?



