Otomobil

Bir Otomobilde Yol Tutuşunu Etkileyen Faktörler (Otomobilinizin Yola Yapışmasını Sağlıyorlar)

Otomobilinizin âdeta yola yapışmasını elde eden faktörlerin tam olarak neler bulunduğunu biliyor muydunuz?

Hepimiz virajlara girdiğinde itimat veren, direksiyonu çevirdiğinde tam olarak istediği tepkiyi veren bir otomobili kullanmak ister. Aslen “yol tutuşu” dediğimiz kavram, yalnız süratli gitmekle ilgili değil, aracın sizin komutlarınıza ne kadar sadık kalmış olduğu ve sizi güvende hissettirdiğiyle ilgilidir.

Tam da bu yüzden bir arabanın yola adeta bir vantuz şeklinde yapışmasını elde eden unsurları bilmek, hem sürüş keyfiniz için mühim hem de güvenli seyahat yapmanızı sağlar. Peki bu yol tutuşunu etkileyen faktörler nedir? Gelin hep beraber bakalım.

Lastikler: Yolla olan tek bağlantınız

Otomobilinizin yol tutuş karakterini belirleyen en temel unsur şüphesiz lastiklerdir. Aracın yerle temas eden tek noktası olan bu kauçuk parçalar, motorun ürettiği gücü asfalta aktarmaktan ve frenleme anında durmaktan mesuldür. Kaliteli bir hamura haiz, mevsimine uygun seçilmiş ve diş derinliği yerinde olan lastikler, virajlarda aracın savrulmasını engellemiş olan ilk müdafa hattıdır.

Bununla beraber lastik basınçlarının üretici verilerine uygun olması dirimsel ehemmiyet taşır zira inik yada aşırı şişirilmiş bir lastik, tabanının yola tam basmasını engeller ve en iyi spor otomobili bile güvensiz hâle getirebilir.

Süspansiyon sistemi ve şasi dengesi

2

Aracın yoldaki pürüzleri hissettirmemesi kadar tekerleklerin her an zeminle temasını koruması da süspansiyon sisteminin görevidir. Amortisörlerin ve yayların sertliği, aracın virajlarda ne kadar yatacağını belirler. Daha sert süspansiyonlar çoğu zaman beden salınımını azaltarak daha keskin ve sportif bir yol tutuş sunar.

Buna ek olarak aracın iskeleti diyebileceğimiz şasinin rijitliği şu demek oluyor ki esnemez yapısı da fazlaca önemlidir. Şasi ne kadar sağlam ve esnemez olursa direksiyon tepkileri o denli net olur ve vasıta sürücünün isteklerine gecikmesiz yanıt verir.

Ağırlık dağılımı ve merkezi

2

Fizik kuralları gereği bir otomobilin ağırlık merkezi ne kadar yere yakınsa yol tutuşu o denli başarı göstermiş olur. Yere yakın araçlar, dönemeç kuvvetlerine karşı daha dirençli oldukları için savrulma eğilimi daha azca gösterirler. Ek olarak aracın toplam ağırlığının ön ve arka tekerleklere iyi mi dağıtıldığı da eleştiri bir faktördür.

Mühendislerin çoğu zaman ulaşmaya çalmış olduğu “50:50” ağırlık dağılımı, aracın ne önden kaymasını ne de arkadan savrulmasını teşvik eder. Bunun yerine dengeli ve yansız bir sürüş karakteri ortaya çıkarır.

Aerodinamik tasarım ve rüzgârın gücü

2

Düşük hızlarda fazlaca fark edilmese de hız göstergesi yükseldikçe aerodinamik tasarım yol tutuşunun gizli saklı kahramanı hâline gelir. Otomobilin üstündeki hava akışını yöneten rüzgârlıklar, difüzörler ve beden hatları, rüzgârı kullanarak aracı yere doğru bastırır.

“Downforce” şu demek oluyor ki yere basma kuvveti olarak malum bu tesir, lastiklerin üstündeki yükü artırarak yüksek süratlerde bile aracın rayda gidiyormuş şeklinde stabil kalmasını sağlar.

Elektronik destek sistemleri (ESP/ESC)

2

Çağdaş otomobillerde mekanik parçaların yanı sıra elektronik beyinler de yol tutuşuna büyük katkı sağlar. Bilhassa Elektronik Stabilite Programı (ESP) şeklinde sistemler, sensörler vesilesiyle saniyede yüzlerce kez aracın durumunu denetim eder.

Sürücünün kontrolü kaybetmeye başladığı yada aracın kaydığı durumlarda bu sistemler devreye girerek, her bir tekerleğe bağımsız fren uygular ve gerektiğinde motor enerjisini kısar. Bu teknolojik müdahale, fizyolojik limitlerin zorlandığı anlarda aracı yeniden izine sokarak ihtimaller içinde kazaların önüne geçer.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu