Bugün Sektörü Kasıp Kavuran Markaların Ürettiği İlk Telefon Modelleri (Bazılarına Hayret edeceksiniz)

Günümüzde kullandığımız akıllı telefonların üreticilerinin ilk telefonlarının iyi mi bulunduğunu asla merak etmiş miydiniz?
Cebimizden ayırmadığımız, hayatımızın âdeta merkezi hâline gelen o akıllı telefonların bir zamanlar yalnız rahat birer yazışma aracı bulunduğunu düşünmek bile bugün bizlere acayip geliyor değil mi? Teknoloji dünyasını bugün avucunun içinde tutan dev markaların, milyonlarca kullanıcıya ulaşmadan ve sektörde fırtınalar estirmeden ilkin attıkları o ilk ve kimi zaman de ürkek adımları anımsamak, aslen kat edilen yolun ne kadar inanılmaz bulunduğunu net bir halde gösteriyor.
Gelin, çağdaş yazışma çağının mimarları olan bu şirketlerin fabrikalarından çıkan, kimisi takoz kadar ağır kimisi ise devrim durumunda olan o ilk telefon modellerine ve hikâyelerine yakından bakalım.
Samsung’un efsanevi başlangıcı SH-100
Cenup Koreli teknoloji devi Samsung, bugün katlanabilir ekranlardan suni zekâ destekli modellere kadar piyasayı domine etse de bu seyahat aslen 1988 senesinde başladı. Markanın tamamen kendi tasarımı ve üretimi olan ilk cep telefonu SH-100, o devrin şartlarına nazaran oldukça fütüristik bir adımdı. Seul Yaz Olimpiyatları zamanında piyasaya sürülen bu aygıt, bugünkü zarif Galaxy serisinin atası sayılıyor.
Elbet o zamanlar telefonlar cebe sığmaktan fazlaca uzaktı ve daha fazlaca bir tuğlayı çağrıştırıyordu sadece SH-100, Samsung’un mobil dünyadaki kararlılığını gösteren ilk somut kanıttı. Yalnız bin yada iki bin tane sattığı söylense de bu model firmanın mühendislik cesaretini ortaya koyması açısından tarihe altın harflerle kazındı.
Apple ve oyunun kurallarını değiştiren iPhone 2G

Takvimler 2007 yılını gösterdiğinde Steve Jobs sahneye çıktı ve yalnız bir telefon değil, web yazışma aleti ve bir iPod’u birleştiren devrim niteliğindeki ilk iPhone modelini, şu demek oluyor ki iPhone 2G’yi tanıttı. O güne kadar fizyolojik tuşlara alışkın olan dünya, tamamen dokunmatik ekranlı bu aleti ilk başta yadırgasa da Apple aslen akıllı telefon terimini tekrardan tanımlıyordu.
4.3.5 inçlik ekranı, yalnız 2 megapiksellik kamerası ve uygulama mağazasının hemen hemen olmaması bugün bizlere latife şeklinde gelebilir sadece bu model, bugünkü çağdaş akıllı telefon deneyiminin temelini atan, sektördeki tüm rakiplerini tasarım değiştirmeye zorlayan en ikonik başlangıçlardan biriydi.
Xiaomi’nin fiyat performans canavarı Mi 1

Öteki devlere kıyasla sektöre fazlaca daha geç giren fakat inanılmaz bir hızla yükselen Çinli teknoloji devi Xiaomi, ilk telefonu Mi 1 ile 2011 senesinde kullananların karşısına çıktı. Markanın bugün bildiğimiz “uygun fiyata yüksek donanım” felsefesinin ilk temsilcisi olan bu telefon, piyasaya sürüldüğü anda büyük bir ilgiyle karşılandı.
Çift çekirdekli işlemcisi ve o devrin amiral gemisi telefonlarına kafa tutan teknik özellikleriyle Mi 1, Xiaomi’nin yalnız bir yazılım şirketi olmadığını, donanım tarafında da ne kadar iddialı bulunduğunu kanıtladı. Yalnız web üstünden satış stratejisiyle süregelen bu macera, markanın bugün dünyanın en fazlaca telefon satan şirketlerinden biri olmasının yolunu açtı.
Huawei’nin sessiz sedasız çıkardığı C300

Bugün fotoğrafçılık kabiliyetleriyle ön plana çıkan Huawei, cep telefonu pazarına 2004 senesinde C300 modeliyle oldukça mütevazı bir giriş yapmıştı. O zamanlar akıllı özelliklerden yoksun, ufak ekranlı ve fizyolojik tuş takımına haiz klasik bir “bar tipi” telefon olan C300, markanın telekomünikasyon altyapısındaki enerjisini son kullanıcı cihazlarına taşıma isteğinin ilk meyvesiydi.
Şimdiki Mate yada P serisinin heybetli dünyasından fazlaca uzak olsa da Huawei bu modelle üretim kapasitesini ve global pazardaki potansiyelini kontrol etmiş oldu. Dayanıklılığı ve rahat yapısıyla malum bu ilk modeller, markanın adım adım zirveye tırmanacağı merdivenin ilk basamağını oluşturdu.
Tarihin babası Motorola DynaTAC 8000X

Cep telefonu tarihinden bahsedip de Motorola’yı anmamak olmaz şundan dolayı aslen her şey onların cesaretiyle başladı. Markanın ve dünyanın ilk ticari cep telefonu olan Motorola DynaTAC 8000X, 1983 senesinde piyasaya sürüldüğünde tam anlamıyla bir statü sembolüydü. Bugün cebimizde taşıdığımız cihazlarla kıyaslandığında neredeyse bir kiloya yaklaşan ağırlığı ve otuz santimetreyi kabul eden boyuyla o, gerçek bir “takoz” telefondu.
Şarjı yalnız yarım saatlik konuşmaya yetiyordu ve tamamen dolması için on saat süresince prizde kalması gerekiyordu. Gene de kablolara bağlı kalmadan sokakta yürürken telefonla konuşabilme özgürlüğü o denli büyüleyiciydi ki binlerce dolarlık fiyat etiketine karşın insanoğlu bu aleti satın almak için sıraya girmişti.
Nokia’nın ağır siklet başlangıcı Mobira Senator

Sağlamlığıyla efsaneleşen ve “yere düşse yeri kırar” şakalarına mevzu olan Nokia, mobil yazışma hayatına aslen bir el telefonuyla değil, bir vasıta telefonuyla adım attı. 1982 senesinde piyasaya sürülen Mobira Senator, bugünkü anlamda yanınızda taşıyabileceğiniz bir cihazdan fazlaca, otomobile monte edilen devasa bir radyo istasyonunu çağrıştırıyordu.
Ortalama on kilogramlık ağırlığıyla taşınabilir olmaktan fazlaca uzaktı sadece o dönem için İskandinav mühendisliğinin zirvesi kabul ediliyordu. Nokia markası hemen sonra Cityman ve efsanevi 3310 şeklinde modellerle ceplerimize girecek olsa da firmanın yazışma sektöründeki kökleri bu devasa ve ağır kutuya dayanıyor.
HTC ve Android efsanesinin doğuşu HTC Dream

Bugün eski popülaritesinden uzak olsa da akıllı telefon dünyasının şekillenmesinde HTC’nin görevi yadsınamaz. Bilhassa Android işletim sisteminin dünyayla tanıştığı ilk aygıt olan HTC Dream (bazı pazarlarda T-Mobile G1 olarak bilinir), 2008 senesinde piyasaya çıktığında büyük bir coşku yaratmıştı. O dönem iPhone’un sanal klavyesine alışamayanlar için kayar kapaklı fizyolojik bir klavye sunan bu model, Google’ın mobil işletim sisteminin potansiyelini gösteren ilk somut örnekti.
Birazcık kaba tasarımı ve garip “çene” yapısıyla eleştirilse de HTC Dream, bugün Samsung yada Xiaomi şeklinde markaların kullandığı Android ekosisteminin temelini atan, tarihin en mühim mihenk taşlarından biriydi.
Sony’nin zarif dokunuşu Sony CM-H333

Japon teknolojisinin güzel duyu temsilcisi Sony, Ericsson ile ortaklık kurup efsaneleşmeden fazlaca daha ilkin, 1992 senesinde kendi markasıyla telefon pazarına girmişti. Sony CM-H333 ya da popüler adıyla “Mars Bar”, o devrin hantal telefonlarına kıyasla oldukça ufak ve şık bir tasarıma sahipti.
İsminden de anlaşılacağı suretiyle bir çikolata barını çağrıştıran boyutuyla dikkat çeken bu aygıt, Sony’nin taşınabilir ses sistemlerindeki (Walkman) başarısını mobil iletişime taşıma arzusunun bir sonucuydu. Anteni çekilip uzatılan, rahat fakat işlevsel yapısıyla bu model, Sony’nin tasarım mevzusundaki hassasiyetinin daha o yıllardan başladığını bizlere gösteriyordu.
Google’ın donanım hayatına ilk adımı Nexus One

Yazılım devi Google, senelerce iş ortaklarına Android sağladıktan sonrasında “işin doğrusu bu şekilde yapılır” demek istercesine 2010 senesinde ilk telefonu Nexus One’ı tanıttı. Üretimini HTC’ye yaptırsa da Google markasını ve vizyonunu taşıyan ilk safkan Android telefon buydu.
Fizyolojik iztopu (trackball) ve dinamik duvar kâğıtlarıyla o dönem için oldukça havalı özelliklere haiz olan Nexus One, teknoloji meraklıları için üretilmiş hususi bir aygıt gibiydi. Google bu modelle beraber, donanım ve yazılımın tek elden çıktığında ne kadar akıcı bir edinim sunabileceğini kanıtlamaya çalıştı ve bu vizyon bugün Pixel serisiyle devam ediyor.



