Efsaneleşmiş Oyunlar #4 Assassin’s Creed

Yıl 2007, konsol oyuncuları yeni çıkmış bir oyunun büyük coşku içinde satın almaya gidiyorlar. Bugüne dek pek alışkın olmadığımız dinamikleriyle Assassin’s Creed yaşamımıza giriyor ve dünya birkaç günlüğüne daha iyi bir yer oluyor.
Binaların tepelerine çıkıp, her yere hoplayıp zıplayacaksın, keşişlerin arasına saklanacaksın ya da oyunda asla aksiyon bitmeyecek deseler o tarihte aklınıza sadece tek bir oyun gelirdi Assassin’s Creed. Oyun hayatına hakikaten “zıpkın” şeklinde giriş yapmış ender oyunlardan biri olabilir. Bu oyunu efsaneleşmiş meydana getiren aslına bakarsak başlı başına “adı” bile denebilir. Bu bir iddia olmanın haricinde oyun o güne kadar pek işlenmemiş mevzuları işlemeye cesaret ediyor.
Assassin’s Creed’i yorumlarda önerdiğinizi görünce aslına bakarsak yüzümüz epey güldü keza bu oyunu yazmak ve niçin efsaneleşmiş bulunduğunu anlatmak tamamımız için oldukça keyifli olacak. Ayrıca Altair ve Ezio içinde hakikaten oldukca düşündük sadece “Altair” Legend ünvanı almış bir Assassin ve oyunun ilk serisi oyun dünyasını hakikaten değiştirdi. Tomb Raider, Max Payne, Prince of Persia ve Matrix’in peşinden ilk kez bu şekilde bir oyun gördük diyebiliriz. Hazırsanız Efsaneleşmiş Oyunlar bölüm 4 başlasın.
Tapınakçılarla Assassin’lerin büyük mücadelesi:
Efendim oyunun temel mevzusu Haşhaşinlerin, tapınakçılarla olan büyük mücadelesi. Tapınakçılar Aden Elması denen insanların zihinlerine hükmeden bir cihazın peşindeler. 3. Haçlı Seferi döneminde bu objeyi almak isteyen Mabet Şövalyeleri ortalığın anasını ağlatmış halde. Doğal olarak biz bu mevzuyu iyi mi öğreniyoruz? Desmond Miles adlı bir abimiz var, kendisi bir barmen ve efendi aile insanı. Bigün Desmond’u kaçırıyorlar ve Animus adlı bir cihaza bağlıyorlar. Animus’da geçmişteki atalarınızın anılarını ortaya çıkarmanıza yarayan bir aygıt.
Desmond’ın atası orta doğunun en azılı Assassin’i Altair çıkmasın mı? Abstergo Corporation ısrarlı Desmond’ı iliklerine kadar Animus’u kullanarak sömürecekler doğal olarak. Günümüz Mabet Şövalyeleri Abstergo meğer bu şekilde gen haritasında Assassin’lik olan arkadaşları kaçırıp kaçırıp Aden Elması’nın peşine düşmüş. Normal olarak bunu oyunun ilerleyen süreçlerinde anlıyoruz sadece, mevzusu ve çekiciliği bakımından aslına bakarsak Assassin’s Creed oldukca büyük bir atılım yapıyor. Altair’in, Al Mualim tarafınca rütbelerinin düşürülüp 9 Mabet Şövalyesi’nin peşine salınması vs. oyunu çekici meydana getiren ilk unsur.
Oyun içi tek kelimeyle muhteşem hazırlanmış:
1191 senesinde geçen oyun tek kelimeyle kent bilgileri ve dinamikleriyle muhteşem hazırlanmış. 4 büyük haritada birazcık ara verip “görünüm seyredeyim” kabul edebilirsiniz. Kudüs ve Şam görevleri başlı başına ayrı bir keyif sunuyor. 2007-2009 içinde bu şekilde bir oyun yapabilmek aslına bakarsak büyük kabiliyet. Ubisoft bu aşamada oldukça iyi çalışmış denebilir. Zamanı oyunların en problemli tarafı periyodu anlatabilme kabiliyetleri. Ubisoft bunu oldukca rahat elde etmiş.
Assassin’s Creed’in aslına bakarsak tarih ve komplo teorilerini yan yana getiren hususi bir tarafı da var. Serinin devamında da bunu oldukca rahat görebilirsiniz. Ubisoft zamanı işlemek mevzusunda Assassin’s Creed 1 yardımıyla hakikaten büyük tecrübe kazanmıştır. Ayrıca öteki oyun firmaları da Assassin’s Creed şeklinde oyun içi kaplamalar çalışmaya başladılar. Aslına bakarsak Ubisoft’un tüm dünyada oyun piyasasına katmış olduğu en büyük iyilik muhtemelen Assassin’s Creed’i yaratmak olmuş.
Aksiyon devamlı devam ediyor

Size şunu söylemek isterim, kişisel düşüncem doğal olarak ki bu benim. Oyunda arzu ettiğiniz kadar “serserilik” yapabiliyorsunuz. GTA’dan aslına bakarsak oldukça aşina olduğumuz bir terim. Hazzı suikastlar ve kavgalar etmek insanlara sarmak oldukça keyifli olabiliyor. Doğal olarak bu Altair’in yapısına tamamen ters sadece, oyunlarda serserilik etmek “oyunculuğun şanındandır”. Assassin’s Creed de hidden blade kullanmak gibisi yok bizce şu demek oluyor ki.
Ayrıca oyunda devamlı peşinize birileri düşüyor ve aslına bakarsanız devamlı kavga etmek zorunda kalıyorsunuz. Bilhassa iyi mi oluyorsa Mabet Şövalyeleri sizi devamlı tanıyor. Ya oyunun en oldukca eleştirilebilir kısmı burası olabilir, SMS yok, WhatsApp yok, telefon yok bir şehirden diğerine bir haber bu kadar süratli iyi mi gidebilir? Hayır robot fotoğraf çizip vermişler şeklinde hepimiz peşimizde. İşin özünde millet bizi avlamak için baya baya istekli, yazık oyunda o denli NPC feda etmeye pek gerek yoktu ya.
Ortam çok büyük, sesler efsaneleşmiş

Assassin’s Creed’in ortam sesleri hakikaten mükemmel. Bir tapınağa girdiğinizde oyun sizi hakikaten tapınakta şeklinde hissettiriyor. Mesela Şam’a gittiğinizde Türkçe konuşan askerleri duyuyor ve görüyorsunuz. Oyun periyodu öylesine güzel işlemiş ki, işte zamanı doğru entegre etmek bu tarz bir olay. Oyun içinde de savaşlar ve suikastlar esnasında karakterlerin çıkardığı sesler cidden sizi aksiyonun içinde hissettiriyor.
Konuşmalar gene oldukca iyi düşünülmüş. Desmond Miles’ın neredeyse her duygusu bizim tarafımıza hakikaten geçiyor. Oyun yapmanın en zor taraflarından biri karakterleri oyuncuya işlemek mevzusudur. Bu aşamada seslendirme, karakter animasyonları vs. şeklinde birçok unsur işin içine giriyor. Altair ya da Desmond karakterlerinden hangisini oynarsanız oynayın o anda oyunun içindesiniz. RPG oyunlar da kendinizi bu kadar oyuna kaptırmak çoğu zaman oldukça zor olsa gerek sadece Ubisoft serinin ilk oyunu Assassin’s Creed’de hakikaten sizi derinden etkiliyor.
Assassin’s Creed için doğru süre doğru mevzu “İlluminati”

2004-2009 tarihleri içinde dünyada nedensiz bir halde ortaya çıkan İlluminati teorilerinden dolayı aslına bakarsak Assassin’s Creed için ortam oldukça müsaitti. Hepimiz Mabet Şövalyeleri kim? İlluminati kim? Öteki tarikatlar kim? Araştırıp duruyordu. İnternetin de her insanın evinde olmaya başladığı dönemlerde bu mevzular patlak verince Ubisoft zannedersek ilk oyun için en doğru mevzuyu seçmiş. Ezoterik tarikatlar ve mukaddes emanetler araştırmalarının zıpladığı bir dönemde bu oyunu çıkarabilmek büyük artam.
Oyuna ilginin artması da aslına bakarsak tamamen bununla paralel aşama kaydediyor. Doğrusu insanoğlu bir halde “aa lan bu mevzuları işleyen bir oyun var alalım” diyerek de Assassin’s Creed’e ilgi gösterdiler. Ayrıca oyunun fragmanı da kendisini oldukca iyi sattı keza Ubisoft gene ilk fragmanda oyuncuları direkt Mabet Şövalyeleri’nden vurdu.
Oyun mekanikleri çok büyük dostum… (O dönem için)

Hidden blade desen var, kılıç desen var, kundaklı yay desen var şu demek oluyor ki daha ne olsun. Duvarlara sıçra, önündekileri it ve çok büyük bir harp yaşa. Daha ilkin de duvarlara tırmanıp çeşitli akrobasi hareketleri yapabildiğimiz oyunlar oynamıştık sadece Assassin’s Creed bu mevzuda yarattığı serbestlik deneyinle en interaktif oyun olabilir. Her an her yere tırmanabilir, birinin kafasına çökebilirsin. Bu oyunu bir halde konsolda deneyimlemiş kişiler, ellerini gamepadden asla ayırmadan ne kadar koştular lütfen yorumlarda belirtsinler.
Oyun Yamakasi filmini oynamak gibiydi. Şu şekilde düşünün bir binanın çatısındasınız peşinden gizli saklı bir geçitten binanın içine giriyorsunuz. Tavan ahşaplarından oldukça akrobatik şekilde yürüyüp, aniden altınızda yer edinen tapınakçının boynuna hidden bladei sokuyorsunuz. Derhal peşinden iple yukarı tırmanıp, binaların çatılarından kaçmaya başlıyor ve saklanıyorsunuz keza arkanızdan koşan askerler yakalarlarsa öttürecekler. Dövüş, oynanış, kaçış her şey o denli incele hesaplanmış ki… Ubisoft’un bu dünyaya iki tane armağanı olabilir. Biri kesinlikle Prince of Persia, diğeri de Assassin’s Creed serisi.
Assassin’s Creed niçin efsaneleşmiş?

Aslına bakarsak yukarıda birçok açıdan oyunun efsaneleşmiş olma nedenini anlattık sadece son bir kez toparlayalım. İlk olarak oyunun zamanı ele alışı, Haşhaşîler’i ve Mabet Şövalyeleri’ni mevzu alması bir kere en büyük niçin. Assassin’s Creed dünyasını yaratan Ubisoft karakter giysileri ve tasarımlarını o şekilde ince düşünmüş ki; “suikastçı dendiği süre akıllara Altair’in giysisi geliyor ilkin”. Oyun mekanikleri, sesler, içerikler ve devasa bir topluluğa dönüşen bir yapı var ortada.
Assassin’s Creed aslına bakarsak “negatif” bir karakterin iyi mi “pozitif” bulunduğunu da insanlara anlatmış oldu. Cinayetler işleyen bir suikastçıyı canlandırıyoruz oyunda fakat aslına bakarsak bu suikastların tamamının sebepleri bulunduğunu anlıyoruz. Assassin’s Creed’in arından çıkan tüm oyunlar seriyi bir halde tamamlıyor. Bu oyunun efsaneleşmiş olmasındaki en büyük niçin “serinin ilk oyunu olması” diyebiliriz. Altair bizlere Assassin’s Creed dünyasının kapılarını açtı ve aslına bakarsak bitmeyen bir serüveni yaratmış oldu.
Sizler Assassin’s Creed mevzusunda ne düşünüyorsunuz? Ayrıca gelecek hafta incelememizi istediğiniz oyunu lütfen yorumlarda belirtin.



