Netflix, Türk Sinemasının Sonunu Getirebilir mi?

Türkiye’de beyaz perde sektörü bu kış konuşulmuş olduğu kadar hiçbir vakit konuşulmadı. Yapımcılar ve Mars Group arasındaki “mısırlı bilet” tartışmasından sonrasında sıra Netflix ve beyaz perde sektörü tartışmalarına geldi. Alsında uzun bir süredir dünyada gündem olan bu münakaşaya ülkemiz özelinde bakıyor ve yanıt arıyoruz.
İsteğe bağlı içerik seyretme platformu Netflix, beyaz perde ve dizi sektöründe yarattığı tartışmalarla devamlı gündem yaratıyor. Aynı anda dünyanın değişik köşelerinde onlarca dizi ve film seti bulunan şirket, içerik üretimi ve tüketim kültüründe değişime niçin oluyor.
Bu değişimin en büyük kanıtlarından birisi, ülkemizdeki beyaz perde meraklılarını da yakından ilgilendiriyor. Zira biletleri ödeyen, bir filmin ne kadar kaliteli bulunduğunu belirleyen de izleyicilerin ta kendisi oluyor.
Türkiye’deki izleyicilerin kaliteli olarak nitelendirdiği yapımlardan Organize İşler’in devam filmi Sazan Sarmalı, daha sinemalardayken Netflix’te gösterildi. Filmin 15 senelik bir mazisi, daha sinemalara çekmesi beklenen kim bilir 1 milyondan fazla seyircisi vardı. İşte bu şekilde bir ortamda Netflix’in adımı büyük tartışmalar yarattı.
Eğer Yılmaz Erdoğan ve öteki yapımcılar Mars Group ile tartışmasaydı, Sazan Sarmalı 1 Ocak 2019’da vizyonda olacaktı. İddialara gore Netflix ve BKM, filmin gösterim hakları için tüm tartışmalardan ilkin 15 Şubat 2019 zamanı için anlaşmışlardı. Film tartışmalardan dolayı 1 ay geç gösterime girdi, sadece Netflix sözleşmesi gereği 15 gün sonrasında platformda gösterildi. Bu formül Netflix’in neredeyse asla uygulamadığı bir formüldü.

15 günlük süre içinde Sazan Sarmalı’nı beyaz perdede izleyen Netflix aboneleri ne kadar sinirlenseler haklı konuma geldiler. Peki Netflix, BKM ile anlaşmış olsa bile niçin Sazan Sarmalı’nı ertelemedi? İşte bu probleminin cevabı, Netflix benzer biçimde platformların Türkiye’de beyaz perde salonları iyi mi etkileyeceğini de gösteriyor.
Netflix’in Sazan Sarmalı’nı daha vizyondayken yayınlama sebepleri
- Sözleşmeden doğan zorunluluk,
- Türkiye’de bulunan beyaz perde seyircilerini platforma çekmek,
- Yapımcılarla dağıtımcılar arasındaki krizin emsalsiz kazanan tarafı olmak.
Netflix’in Sazan Sarmalı’nı yayınlayarak, filmi beyaz perdede izlemiş olan abonelerini kızdırmayı göze almış olduğu bir gerçek. Bu şekilde bir riski göze almasının da ardında tek bir geçerli niçin yatabilir: Türkiye’deki abone sayısının yetersiz olması.
Geçtiğimiz aylarda gösterilen ilk Türk Netflix orijinal dizi Hakan: Muhafız, resmi sayılara gore 10 milyon izlenmeye ulaştı. Nitekim anlaşılan o ki Türkiye’den beklenen sonucu alamadı. En azından izlenme sayıları yüksek olsa da iç pazarda o denli da abone kazandıramadı.

Netflix hem dünyada hem de Türkiye’de kaç abone ulaştığını net bir halde açıklamıyor. Ayla, Imtihan ve Uzun Öykü benzer biçimde Türk filmlerinin senaristi Yiğit Güralp, Netflix’in Türkiye’deki abone sayısını 78 bin bulunduğunu söyledi. Özgürlük yazarı Cengiz Semercioğlu ise Netflix’in 170 ila 200 bin Türk kullanısıcı bulunduğunu yazdı. 50 milyonun üstünde web kullanıcısına haiz bir pazar için maksimum 200 bin abone, hakkaten fazlaca fazlaca azca. Netflix, daha fazlasını başamak istiyor. Sazan Sarmalı, platformda yayınlandıktan sonraki ilk hafta sonunda gişede bir tek %5’lik bir zarar yaşadı. Bu da tablonun, Netflix’in ne kadar planlı davrandığının en net göstergesi.
Peki platformdaki dizilerin beyaz perde seyircisiyle ne ilişkisi var? Netflix’te gösterilen Hakan Muhafız, bir ihtimal beklendiği kadar fazlaca Türk abone getirmemiş olabilir, sadece daha çok Türkçe içerik, daha fazlaca abone çeker. Diziler, burada sürekliliği sağlayacak yegane unsur. Eğer kaliteli Türkçe Netflix dizilerinin sayısı artarsa, daha çok abone kazanılır. Daha çok abone, filmlerin de daha fazlaca izlenmesine niçin olur.
Başarıya ulaşmış gişe filmlerinin 3 milyon benzer biçimde seyirci sayılarına ulaştıklarını düşünürsek, Netflix’in Türkiye’de beyaz perde salonlarını bitirmek için alacağı fazlaca yolu bulunduğunu görüyoruz. Aradaki ciddi farkın kapanması için Sazan Sarmalı benzer biçimde gişe filmlerini beklenmedik anlarda yayınlamak işe yarayan bir taktik benzer biçimde görünüyor. Doğal Netflix’in bu şekilde fırsatları yeniden yakalaması için yapımcılar ve salon işletmecileri içinde yeniden münakaşa çıkması, Netflix’in gene fırsat kollaması gerek.
Para nerde? – Netflix’te. / Izleyici nerde? – Bilet kuyruğunda:

Şirket Türkiye’deki yapımcılara filmlerinden güvence şekilde para kazanma imkanı sunabiliyor. Düzgüsel şartlarda bir filmin para kazanması için insanların hususi olarak beyazperdeye gidip o filme bilet almaları gerekiyor. Netflix aboneleri ise tüm içerikler için ayda bir kez ödeme yapıyorlar. Doğrusu izlemedikleri filmlere ve dizilere de para kazandırıyorlar. Netice olarak Netflix, yapımcılara bir ihtimal aylar süresince kazanabilecekleri parayı tek seferde verebilecek potansiyele haiz.
Şahan Gökbakar’ın Türkiye’de ne vakit çıksa milyonlarca TL’lik piyasa yapmış olduğu serisi Recep İvedik için Netflix ile anlaştığı, karşılığında 3.5 milyon euro ücret alacağı iddia ediliyor. Benzer sayılara beyaz perde bileti satışıyla ulaşmak bayağı bir film için hakkaten fazlaca güç. Recep İvedik 5, bir tek bilet satışlarıyla 85 milyon TL para kazanmıştır, sadece bunun için 8 hafta geçmesi gerekmişti.
Netice: İzleyici ne isterse o olur

Netflix’in Türkiye’deki salonları tehdit edecek boyuta gelmesi için fazlaca vakit geçmesi gerek. Bu vakit zarfında yapabileceği tek şey kendi bilmiş olduğu işe devam etmesi. Daha çok Türkçe orijinal içinde ne olduğu çekerek, Türkiye’deki abone sayısını arttırabilir. Firmanın aynı formülü Almanya pazarında uyguladığını görüyoruz. Zira Dark ve Dogs of Berlin dizileri, bir tek Almanya’da değil tüm dünyada abone kazandıracak kadar iyiydi. Hakan: Muhafız ise Türkiye’de bile beklenen abone kazancını sağlayamadı. Gene de 10 milyon izlenme, projenin ikinci ve üçüncü sezonlarını görmemiz için kafi bir barajdı.
Netfix eğer beyaz perde salonlarını bitirme hedefine ulaşırsa, bu kez kendisi tekel olacak. Bu şekilde bir durumda bir başka yeniliğin Netflix’i bitirip bitirmeyeceğini tartışacağız. Her şeyi izleyicinin alışkanlıkları ve tercihleri belirlemeye devam edecek.



