OpenAI, Suni Zekanın Gözetleme İçin Kullanılmasına İzin Vermeyecek (Biz Hariç)

OpenAI, ABD Müdafa Bakanlığı ile yapmış olduğu anlaşmayı güncelleyeceğini ve suni zekâ sistemlerinin ABD vatandaşlarına yönelik kitlesel nezaret için kullanılmasını açıkça yasaklayacağını duyurdu. Karar, “Anthropic krizi” sonrası gelen tepkilerle alındı.
OpenAI’nin ABD Müdafa Bakanlığı (DoD) ile yapmış olduğu iş birliği daha mürekkebi kurumadan krize dönüştü. Suni zekânın devlet tarafınca kitlesel nezaret amacıyla kullanılıp kullanılmayacağı sorusu toplumsal medyada büyük tepki topladı. Tartışmalar büyüyünce CEO Sam Altman bizzat devreye girdi.
Altman, çalışanlara gönderilmiş olduğu ve X’te paylaşmış olduğu yazısında anlaşmanın değiştirileceğini deklare etti. Yeni düzenlemeyle beraber OpenAI sistemlerinin ABD vatandaşlarını seyretmek, kovuşturmak ya da geniş çaplı gözetlemek için kullanılması açıkça yasaklanacak.
Anayasaya Atıf Yapılmış oldu: NSA Dahil Sınır Çiziliyor
Here is re-post of an internal post:
We have been working with the DoW to make some additions in our agreement to make our principles very clear.
1. We are going to amend our deal to add this language, in addition to everything else:
“• Consistent with applicable laws,…
— Sam Altman (@sama) March 3, 2026
Sözleşmeye eklenecek yeni maddede ABD Anayasası’nın Dördüncü Maddesi, 1947 Ulusal Güvenlik Yasası ve 1978 tarihindeki FISA yasasına açık referans veriliyor. Şu demek oluyor ki sorun yalnız etik değil, direkt anayasal bir çerçeveye bağlanmış durumda.
Metne gore OpenAI’nin suni zekâ sistemleri, ABD vatandaşlarının kasıtlı halde izlenmesi yada ticari yollarla elde edilmiş kişisel veriler üstünden dolaylı nezaret yapılması için kullanılamayacak. Altman ek olarak, mevcut sözleşme kapsamında NSA dahil haber alma kurumlarının sistemi kullanamayacağını bilhassa altını çizdi.
“Anayasaya Aykırı Komut Gelirse Hapse Girmeyi Tercih Ederim”
Sam Altman’ın en dikkat çeken çıkışı ise şu oldu: “Eğer anayasaya aykırı bir buyruk alırsam buna uymak yerine hapse girmeyi yeğlerim.” Açık konuşmak gerekirse bu cümle, tartışmayı bambaşka bir seviyeye taşıdı.
Altman ek olarak anlaşmanın 27 Şubat’ta aceleyle duyurulduğunu kabul etti. Sürecin “fazlaca karmaşık” bulunduğunu ve daha net kontakt kurulması icap ettiğini belirtti. Firmanın aslen daha fena bir sonucu engellemeye çalıştığını sadece bunun dışarıdan “fırsatçılık” şeklinde göründüğünü de ekledi.



