Otomobillerde Periyodik Bakım Denen Şey İlk Kere Iyi mi Ortaya Çıktı? (İyi ki Varmış Dedirtecek…)

Otomobiller zamanında şoförlerin onarım etmesiyle yükümlüydü fakat seneler geçtikçe bu durum değişti. Peki bunun sebebi tam olarak ne?
Otomobilinizi servise götürürken yada o meşhur yağ değişimi zamanı vardığında bu “periyodik bakım” vakasının tam olarak ne süre ve iyi mi yaşamımıza girdiğini asla merak ettiniz mi?
Eskiden insanoğlu otomobilleri bozulana kadar sürer, yolda kalınca da bir çok süre kendileri onarım etmeye çalışırdı sadece otomotiv dünyası geliştikçe, teknolojiler karmaşıklaştıkça ve araçlar hayatımızın olmazsa olmaz bir parçası oldukça işler değişti. Bugün bildiğimiz o tertipli servis takvimi bir zorunluluk olarak ortaya çıktı.
Şoförün bununla beraber tamirci olduğu zamanlar
Otomobil tarihinin ilk sayfalarında, kısaca 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, periyodik bakım diye bir kavram literatürde yoktu. Karl Benz yada Henry Ford’un ilk dönemlerinde bir otomobil sahibi olmak, bununla beraber o aracın mekaniğinden idrak etmek zorunda olmak demekti. O yıllarda otomobiller oldukça kolay fakat bir o denli da nazlı makinelerdi.
Sürücüler yanlarında her daim bir ekip çantası taşırdı bundan dolayı yola çıkmak başlı başına bir maceraydı. Bir parça kırıldığında yada motor teklediğinde, herhangi bir servis ağı olmadığı için sürücü kolları sıvar ve tamiri kendisi yapardı. Bu zamanda bakım, bir takvime bağlı olmaktan ziyade tamamen arızaya dayalı bir reaksiyondu.
Seri üretim ve kullanım kılavuzlarının doğuşu

Ford Model T ile başlamış olan seri üretim çılgınlığı, otomobili varlıklı oyuncağı olmaktan çıkarıp halkın ulaşabileceği bir araca dönüştürünce işin rengi değişmeye başladı. Otomobiller yaygınlaştıkça, üreticiler insanların bu araçları daha uzun süre ve sorunsuz kullanabilmesi icap ettiğini fark etti. İlk kullanım kılavuzları bu zamanda araçların torpido gözlerine girmeye başladı sadece bu kitapçıklar bugünkü benzer biçimde “15 bin kilometre bakımı” tablolarından ziyade, aracın iyi mi çalıştırılacağı ve kolay parçaların iyi mi yağlanacağı üstüne kuruluydu.
Üreticiler, kullanıcıları motorun belirli noktalarını gresle yağlamaları yada radyatör suyunu denetim etmeleri mevzusunda uyarıyordu. Kısaca bakım sorumluluğu hâlâ büyük oranda kullanıcının inisiyatifindeydi fakat artık en azından ne yapılması gerektiğine dair yazılı kurallar oluşmaya başlamıştı.
Servis ağlarının kurulması

İkinci Dünya Savaşı sonrası otomotiv teknolojisinde devrim durumunda gelişmeler yaşandı. Motorlar güçlendi, şanzımanlar karmaşıklaştı ve elektronik sistemlerin ilk tohumları atıldı. Artık araçlar, arka bahçede bir İngiliz anahtarıyla onarım edilemeyecek kadar karmaşa hâle gelmişti. Bu durum, ustalaşmış servis ihtiyacını doğurdu. Otomobil üreticileri, araçlarının itibarını korumak ve “devamlı bozulan otomobil” damgası yememek için yetkili servis ağlarını genişletmeye başladı.
İşte çağdaş anlamda periyodik bakımın temelleri bu zamanda atıldı. Mühendisler, motor yağının, fren balatasının ve triger kayışının belirli bir kilometreden sonrasında risk yarattığını bilimsel verilerle ortaya koydu. Böylece “bozulunca gel” mantığı yerini “bozulmadan gel, değiştirelim” mantığına bıraktı.
Garantiler ve bugünün standartları

Periyodik bakımın bugünkü benzer biçimde olmazsa olmaz ve katı kurallara bağlanmasının en büyük sebebi ise güvence sistemleridir. Otomobil markaları, sundukları uzun soluklu garantilerin geçerli olabilmesi için araçların kendi belirledikleri standartlarda bakılmasını koşul koştu. Bu durum, hem aracın ömrünü uzatan bir koruma kalkanı hem de servisler için devasa bir iktisat yarattı.
Günümüzde ise işler daha da ileri giderek dijitalleşti. Artık aracınızın beyni, sürüş tarzınıza ve motorun durumuna gore yağın ne süre değişmesi icap ettiğini hesaplayıp size ekrandan haber veriyor. Geçmişte bir zorunluluktan ve arıza korkusundan doğan periyodik bakım, bugün sürüş güvenliğinin ve konforunun en temel garantisi hâline gelmiş durumda.



