Tüm Android Telefonlara Gelmesi Ihtiyaç duyulan 7 Özellik

iOS’ta olan ve Android’de olmayan birçok özellik var. İlk bakışta iPhone’un kullanım kolaylığı şeklinde ön planda olan özellikler akla gelse de derinlere inildiği vakit Google’ın bir an ilkin Android’e getirmesi gerektiği başka özellikler de olduğu anlaşılıyor. Gelin beraber bu özelliklere bir bakalım.
Akıllı telefon piyasasının en oldukca konuşulan teması şüphesiz ki Android ve iOS arasındaki rekabet. Rekabetteki belirleyici unsur da doğal ki iki işletim sisteminin birbirinden değişik olarak sunmuş olduğu özellikler. Google da Apple da her yıl yeni güncellemeler yaparak müşterilerine tercih sebebi olması adına değişik özellikler sunmaya devam ediyor.
İki işletim sistemi de çetin rekabetle geçen yılların bir sonucu olarak oldukça iyi bir tecrübe sunuyor. Sadece iki platformun da birbirinden geride kalmış olduğu ya da birbirinin önüne geçmiş olduğu noktalar hala mevcut. Peki Android cephesinin iPhone’ların peşinde olduğu, bir an ilkin tüketicilerine sunması ihtiyaç duyulan özellikler hangileri? Gelin beraber bu probleminin yanıtını verelim.
Android’e bir an ilkin gelmesi ihtiyaç duyulan özellikler:
- Daha rahat bir arayüz,
- Daha güvenli bir tecrübe,
- Telefonlara daha uzun süre güncel olarak destek verme,
- Her modelin güncellemeleri aynı anda alması,
- iMessage avantajları sunan varsayılan mesajlaşma uygulaması,
- FaceTime şeklinde telefona entegre bir görüntülü konuşma uygulaması,
- Daha şık görünüşlü widget’lar,
Hepimiz tarafınca kullanılabilecek rahat bir arayüz:
iOS’un Android’e bakılırsa oldukca daha rahat, kullanımı kolay bir arayüze haiz olduğu su götürmez bir gerçek. Üstelik bunu özellik bakımından Android’in pek de peşinde kalmadan başarıyor. Öyleki ki iPhone kullanan birine niçin Android’e geçmediği sorulmuş olduğu vakit alınan en yaygın cevaplardan biri Android’e alışamayacağını düşünmesi oluyor. Bu yüzden Google, Apple’dan daha çok satın alan çekmek istiyorsa daha rahat bir arayüz geliştirmesi koşul.
Android’i daha rahat kullanılabilir hâle getiren uygulamalar normal olarak bulunuyor. Sadece bu uygulamaları kullanabilmek için de deneyimli bir akıllı telefon kullanıcısı olmak gerekiyor. Google’ın elinden çıkan standart Android deneyimi basitlik anlamında iOS’a yaklaşsa da Android’i tercih sebebi meydana getiren Samsung ve Xiaomi şeklinde markaların kendi yorumlarını getirdikleri Android varyasyonları için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Android’in daha güvenli bir tecrübe sunması gerek:

Kullanıcı hatası riskini en aza indirerek güvenli bir tecrübe sunma tarafında Android vakit içinde oldukca yol alsa da iOS seviyesine ulaşmaktan oldukca uzak. Hackerlar da bunu bilmiş olduğu için çoğunlukla Android cihazları hedef alıyor. Bilhassa de uygulama marketlerinde ilk aşamada Google’ın radarından kaçmayı başarıp Play Store’da kendine yer bulup mağduriyete sebep olan uygulamaların haberlerini sık sık duyuyorsunuzdur.
Android, üçüncü parti uygulama ve hatta değişik uygulama marketleri yükleme tarafındaki özgürlüğüyle iOS’a karşı büyük bir avantaj sahibi olsa da gene bu durum güvenlik açısından büyük tehditler oluşturuyor. Android kullanan birisinin iPhone kullanan birisine oranla oldukca daha dikkatli olması gerekiyor. Hatta kimi zaman dikkatli olmak da hackerların hedefi olmaktan kurtulmaya yetmiyor.
Her modelin güncellemeleri aynı anda alması:

iOS’ta olup Android’de olmayan özelliklerden biri de işletim sisteminin yeni çıkan sürümünün aynı anda her model tarafınca ulaşılabilir olması. Bu durum ara sıra yeni bir iOS sürümü yayınlandığında indirme işleminin yavaşlamasına sebep olsa da kısa bir sürede yoğunluk azalıyor ve seneler öncesinden kalma bir iPhone kullanan biri de son model iPhone kullanan biri de aynı anda yeni işletim sistemini deneyimlemeye başlayabiliyor.
Android telefonların bu aşamada iPhone’ların peşinde kalmasının sebebi birden fazla markanın Android üstüne kendi işletim sistemini giydiriyor olması. Sadece bazı markaların yeni Android sürümlerini amiral gemisi modellerine bile dağıtmaya başlaması oldukca uzun bir vakit alıyor. Eğer Google Pixel kullanmıyorsanız -ki maalesef devletimizde resmî satışı bulunmuyor– her yeni güncellemede bir süre beklemek zorunda kalıyorsunuz.
Bilhassa amiral gemilerinde daha uzun süre güncel kalabilme:

Bir Android telefon ile bir iPhone modelinin güncel olarak kullanılabildiği süre içinde devasa bir fark bulunuyor. Hangi markadan bahsettiğimiz fark etmeksizin uzun soluklu güncel kullanım dendiği vakit Apple’ın politikası karşısında dik bir halde durmayı başarabilenini bulmak zor. Bir iPhone kaç yıl kullanılabilir sorusunu cevapladığımız içeriğe bakarsanız anlatmak istediğimiz şeyi istatistiklerle beraber görebilirsiniz.
Android tarafında ise iki senelik güncel kullanım sonunda yeni güncellemeleri almayan amiral gemisi cihazlar bulunuyor. Bilhassa iPhone ve Android işletim sistemli telefonların ücretleri arasındaki fark kapanmışken kullanım süresi tüketici gözünde büyük ehemmiyet arz eden bir detay. O yüzden de yeni bir akıllı telefon alınacağı vakit tüketicinin Android’den uzak durmasına sebep olabiliyor.
iMessage şeklinde internetle kullanılıp operatörün sunmuş olduğu kullanım haklarından harcamayan bir mesajlaşma uygulaması:

Whatsapp ve Telegram şeklinde üçüncü parti mesajlaşma uygulamaları türedikten sonrasında iMessage eski günlerdeki kıymetini yitirmiş olabilir. Gene de günümüzde kullanılmaya devam eden bir sistem. Bunun ardında yatan sebeplerden en önemlisi de Apple’ın sunmuş olduğu gizlilik hissiyatı. Üçüncü parti mesajlaşma uygulamalarında da çeşitli önlemler alınıyor fakat Apple isminin verdiği güvene yaklaşmak zor.
Google da ara sıra iMessage dengi olmasını beklediği uygulamalar geliştirdi. Sadece bunların hiçbiri telefonun varsayılan mesajlaşma uygulaması olmadığı için aynı etkiyi yaratmadı. Android işletim sistemini kullanan akıllı telefon üreticilerinin birlik olamamasından da meydana gelen bu durum, Android ve iOS arasındaki rekabeti Apple için kolaylaştıran unsurlardan biri.
FaceTime şeklinde kullanımı kolay bir görüntülü konuşma uygulaması:

FaceTime da tıpkı iMessage şeklinde Apple kullanıcılarına hususi bir uygulama. Görüntülü konuşma halletmeye olanak tanıyan Whatsapp şeklinde üçüncü parti uygulamalardan oldukca daha ilkin iPhone kullanıcıları içinde web üstünden görüntülü konuşma yapmayı sağlıyordu. Ek olarak Apple’ın adeta mottosu olan kolay kullanım politikasından da faydalanarak tıpkı bir telefon görüşmesi yapıyormuş hissiyatı yaşatıyor.
Android tarafında Google’ın geliştirdiği Duo uygulaması FaceTime’ın bir rakibi olarak örnek gösterilebilir sadece FaceTime’ın vadettiği telefona entegre deneyimi sunamıyor. Görüntülü konuşma uygulaması dendiği vakit iPhone kullanıcısı olmayanlar tarafınca bile FaceTime’ın bilinmesi, Google Duo’nun kafi popülerliğe erişemediğinin bir göstergesi.
Daha şık görünüşlü widget’lar:

Apple her ne kadar widget hususi durumunu oldukca geç getirmiş olsa da sağlam bir giriş yapmış oldu. Android kullanıcılarının uzun senelerdir aşina olduğu widget sistemi iOS 14 ile beraber iPhone’lara da geldi. Hatta yalnızca gelmekle kalmayıp, Android widget’larına bakılırsa oldukca daha güzel bir görünümle geldi. Google ilerleyen dönemde piyasaya süreceği Android sürümlerinde widget tarafında ciddi iyileştirmeler yaparak Apple’ın önüne geçmeye çalışabilir.
Android’e gelmesi ihtiyaç duyulan özelliklere yakından baktığımız yazımızın burada sonuna geliyoruz. Bu özelliklerin ilerleyen süreçte Android ve iOS arasındaki rekabette belirleyici unsurlar olmasını bekliyoruz. Isterseniz sizler de Android’e gelmesi icap ettiğini düşündüğünüz özellikleri yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.



