Türkiye’de Sürücülerin Yanlış Bilmiş olduğu 13 Trafik Kuralı

Vatanımızda trafik tam anlamıyla bir kaos. Bu kaosun pek oldukca sebebi bulunuyor, en mühim sebeplerinden biri de sürücülerin bazı trafik kurallarını doğru biliyor sanmalarıyla ilişkili.
Yetersiz eğitim, fena şehirleşme, tahammülsüzlük vb. faktörler bir araya ulaşınca trafikte oldukca sayıda kaide ihlali görmek kaçınılmaz hale geliyor.
Her ne kadar başkalarına kızıyor olsanız da muhtemelen bu trafik kurallarından bazılarını siz de uygulamıyorsunuz, öz eleştiri yapmakta yarar var. İşte çoğu zaman yanlış malum o trafik kuralları:
- Dönel kavşakta geçiş önceliği, ada çevresinde dönen araçlara aittir.
Bir çok sürücü ise ada çevresinde dönen araçlara ikincil yoldan çıkan vasıta muamelesi yapıyor. Aslına bakarsak Türkiye’deki dönel kavşakların hatalı tasarımının da bu algının oluşmasında tesiri bulunuyor. Normalde adaların bu kadar büyük yapılmaması gerekiyor.
- En soldaki şeridin bir tek sollama amacıyla kullanılması gerektiği bilinmiyor.

Bu şeritte düzgüsel seyir yapılmaması gerekiyor. Solladıktan sonrasında yine şeridinize dönmelisiniz.
- Araçlara yanan sarı ışığın anlamı “kırmızı yanmak suretiyle, yavaşla ve dur” olmasına karşın Türkiye’de bu ışığın anlamı “kırmızı yanmak suretiyle, acilen gaza bas ve geç” olarak biliniyor.

Kavşaktaki kazaların mühim bir kısmı bu yüzden gerçekleşiyor.
- Kaldırımların yarı otopark bulunduğunun sanılması.

Kaldırıma park eden sürücüleri uyardığınızda ise “Yanından geçiver işte” deyip üste çıkmaya çalışırlar fakat engelli fertleri düşünmeyi akıl edemezler.
- TIR, otobüs benzer biçimde ağır vasıtaları kullanan sürücülerin, yolun vasıta sollamaya uygun bulunduğunu sol sinyali yakarak anlatmaya emek harcamaları aslen tehlikelidir.

Yeterlik sınavında sıkça sorulan bir sual olmasına karşın yanlış uygulanmaya devam edilir. Arkadaki sürücüyü ikilemde bırakan bir hatadır.
- Dörtlüleri açınca istenen her yere otomobil bırakmanın mübah bulunduğunun sanılması.

Trafiği tıkayacak bir yere park eder, dörtlüleri yakar; güvenlik şeridini kullanır, dörtlüleri yakar; ters yola girer, dörtlüleri yakar. Dörtlüleri yakmanız her türlü yasaktan muaf olacağınız anlamına gelmiyor.
- Sinyal verir vermez ansızın direksiyonu kırıp şerit değiştirmenin hak bulunduğunu zannetmek.

Sinyalin amacı dönüş yapacağınız yeri belirterek arkanızdaki sürücünün ona bakılırsa hızını ayarlamasını sağlamak olmalıdır ki bu sayede sürüş güvenliği sağlansın.
- Motosiklet sürücülerinin trafik tıkalıyken arabaların sağından, solundan vızır vızır geçmeyi normalleştirmeleri.

O denli olağan bir hatalı davranış olmuş durumda ki kendi hataları yüzünden arada sıkıştıklarında, kafa kamerasıyla sizi çekip YouTube kanallarına koyarak sizi haksız göstermek için fırsat arayabilirler.
- Yaya geçidinde geçiş önceliğinin taşıtlarda sanılması.
Şoförün, eliyle geç işareti yapmasına bile gerek kalmamalı şu sebeple izin vermesi ihtiyaç duyulan bir durum yok. Sürücü aslına bakarsanız mecburen duraklamak zorunda. Kırmızı ışıkta duran sürücünün bir yayaya “hadi izin verdim, geç” anlamında işaret yapmasından pek farkı yoktur.
- Kavşaklardaki bu sarı taralı alan ya yanlış bilinir ya da asla kim bilir.

“İhlalli alan” dediğimiz bu sarı karelerin amacı, “kırmızı ışık yanınca burada durman gerekecekse gelme, bekle ve yolu boş bırak” anlama gelir. Bu kaide bir çok şahıs tarafınca bilinmediği için kavşaklar sık sık tıkanır.
- Karşıdaki otomobile selektör yakmanın anlamı “buyurun, siz geçin” anlama gelir, “bekle, ben geçeyim” değildir.

Avrupa’da gözlemleyebilirsiniz.
- Arka koltuktaki yolcuların, güvenlik kemeri takma zorunluluğu olmadığının sanılması.

Oysa kaza anında arkadaki yolcular da oldukca ciddi etkilenir. Şehirlerarası otobüslerde de güvenlik kemeri takmak zorunludur. Mecburi olmasaydı bile takmanız kendi hayatınız için oldukça mühim.
- Evlatların ön koltukta oturmasının özgür sanılması.

Ön koltukta seyahat icra eden evlatların yaş sınırı Trafik Kanunu’na bakılırsa 10’dur. Güvenlik kemerlerinin kaza anında istenildiği benzer biçimde çalışabilmesi için belirli bir boy ve kilonun üstünde olunması gerekmektedir. Çocuğun 10 yaşlarının üstünde olması gerektiği benzer biçimde minimum 1,5 metre uzunluğunda ve 36 kiloda olması gerekmektedir. Ön koltukta oturma şartlarını karşılamayan evlatların arka koltukta bebek koltuğunda oturması zorunludur.



